ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Bir yol hikayesi...

70 yıldır babasına ait bir fotoğraf arıyor

    • Osmancık’ta 1942 yılında doğan Özcan Aysoy 70 yıldır babasına ait bir fotoğraf arıyor. Aysoy, hayatı boyunca aradığı fotoğrafı yıllar sonra varlığından haberdar olduğu ablasında bulunduğunu öğreniyor. Ablası Aysoy’u tanımak bile istemiyor.
…: Çekin, Gönderin, Yayınlayalım :… Etrafınızda şahit olduğunuz ilginç olayları, haber niteliği taşıyan ayrıntıları, fotoğrafları ve videoları bizlerle paylaşın, biz de osmancik.com.tr de değerlendirelim.

 

Osmancık’ta 1942 yılında doğan 78 yaşındaki Özcan Aysoy depremde hayatını kaybeden babasının fotoğrafını görmek istiyor. 1943 depreminde henüz 6 aylık olduğunu belirten Aysoy; “Depremde bana bir şey olmasın diye üzerime kapanan ve vefat eden babamın bir fotoğrafının olduğunu öğrendim. Babamı fotoğraftan dahi olsa tanımak istiyorum ”dedi.

“6 aylıkken 36 saat göçük altında kalmışım,  çadırda üzerime kaynar su dökülüyor”

1942 Özcan Aysoy ve annesi Hatice hanım

Özcan Aysoy, henüz 6 aylıkken meydana gelen 1943 depreminde babasıyla birlikte 36 saat göçük altından kalıyor. Yaşadıklarını aile fertlerinden öğrenen Aysoy; “Babam Cevat Aysoy, Sungurlu’dan gelerek Osmancık’ta arzuhalcilik yapmaya başlıyor. Bir vesileyle annem ile tanışıp evleniyorlar ve ben dünyaya geliyorum. Anneanneme Osmancık’ta Kör Şerik, anneme de Deli Hatce derlemiş.

Ben dünyaya geldikten 6 ay sonra deprem oluyor.  Gemici Mahallesinde 2 katlı evimiz varmış. Ben henüz 6 aylık bir bebeğim sedirin üzerinde yatıyormuşum ve anlatılanlara göre yer yarıldı ev içine göçtü 2 kat zeminle bir oldu.

Annemin anlatışına göre; “Hadi Cevat kaçalım, deprem oluyor ”demiş, babamda “Hiç elleme bize. Allah baba bizi sallıyor, sen kaç git biz oğlumla burada kalırız ”demiş ve ben sedirin yanında yatarken karşıdaki duvar yıkılınca babam benim üzerime kapanıyor ve orada beli kırılıyor.  Bu arada bir boşluk oluşuyor ve ben o boşlukta kalıyorum.

Depremin ardından yaklaşık 36 saat sonra bizi rüyasında gören bir adam kazma kürek alıp geliyor babam ve beni oradan çıkarıyor. Babamı hastaneye kaldırıyorlar bende hiçbir şey yok. Göçükten yaralanmadan kurtuluyorum ama çadırda benim üzerime kaynar su dökülüyor. Ve belden aşağı olduğu gibi yanıyor. Ve beni de acilen Çorum’a hastaneye kaldırıyorlar. Babam bir tarafta ben bir tarafta yatıyoruz.  Bana anlatılanlara göre babam 3-4 aydan fazla yatmış hastanede sonra vefat etmiş.”

 “Sokakta atılan bir taş ile sağ gözümü kaybediyorum” 

Depremden sonra teyzesine evlatlık verildiğini belirten Aysoy; “7-8 yaşlarına kadar Çorum’da teyzemin yanında büyüdüm.  O yaşa kadar teyzemi anne, eşini de babam biliyordum. İlkokul çağında arkadaşımla birlikte kırtasiyeye giderken yolda önüme bir top düştü ve ben döndüm o topa vurdum. Topun sahibi çocuk bana bir taş attı ve o taş sağ gözüme isabet etti, hastanelere gitmemize rağmen gözümü kurtaramadılar.

Süt annesi teyzesinin kızı Ayhan 14 yaşında ve Özcan Aysoy 2 yaşında

Bir süre sonra bana birileri annemin babamın bunlar olmadığını ve benim annemin Osmancık’ta yaşadığını, orada kız kardeşlerim olduğunu söyledi. Böylece gerçek annemi de o yaşlarda tanıdım. Israrım sonucu teyzem beni gerçek annemin yanına götürdü.

Annemin babamdan önceki evliliğinden 2, babamın vefat etmesinden sonra yaptığı evlilikten de 2 olmak üzere benimle birlikte 5 çocuğu var.   Ve ben annemi ve kardeşlerimi o yaşlarda tanımış oldum”

“Milletvekili amcam olduğunu öğreniyorum, miras peşinde olduğumu zannediyorlar”

Özcan Aysoy, babası ile ilgili araştırma yaptığı esnada milletvekili amcasının olduğunu öğrendiğini belirterek “ Baba bildiğim eniştem Hüseyin Kavas’ın ölümünden sonra annem beni yatılı okula vermek istedi. Ve bu ısrar bana şu çağrışımı yapıyor. Beni başından atıyorlar, diye düşünüyorum bu arada 9-10 ve 11. dönem Ordu Milletvekili Refet Aksoy’un amcam olduğunu öğrendim. Nüfusta babam Cevat Aysoy ile kardeş oldukları çıktı. Beni büyüten annem ile birlikte Ankara’ya TBMM ’gidiyoruz amcamı buluyoruz. Meclisin kapısının önünde bizi karşılıyor evinin adresini veriyor. Evine gittiğimizde eşi ile tanışıyoruz ve eşi babamın ilk evliliğinden 2 kardeşim daha, bir ablamın birde abimin olduğunu söylüyor. Daha sonra İstanbul’a geri dönüyoruz. Bu arada evlendim, çocuklarım oldu.

Eşime Ankara’daki abimi görmek istediğimi söylüyorum ve yola çıkıyorum. Fakat abimden önce milletvekili olan amcamın oğlu varmış, ona gittim ben. O da benim miras peşinde olduğumu, babamın malı var mı mülkü var mı zannetti bana anlattıklarından anladığıma göre. Ve bana bir soy ağacı çizdi. Benim onlarla ilgim alakam olmadığını iki kardeşin ayrı kollarıdır şeklinde bir soy ağacı çizdi verdi.

Beni türlü konuşturmuyor, en sonunda nihayet dedim ki, “Benim mal mülk böyle bir şey asla araştırmıyorum aklıma bile gelmedi siz söylüyorsunuz. Ben Tuncay Aysoy adındaki abimi arıyorum “dedim.  Bana abimin Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olduğunu söyledi ve adresini verdi.

Süt anne olan teyzesi Makbule Semerci Kavas, Çorum’daki lakabı Osmancıklı. Çorumlu Pideci Hüseyin Kavas ile evli.

 “Abim ve ablam olduğunu öğreniyorum. Ablam, tanışmak istemiyor, babama ait fotoğrafı göndermiyor”

Abimin Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olduğunu öğrendiğimde yanına gidiyorum o yıllarda 22-23 yaşlarındayım. Abime ulaşmak o kadarda kolay olmadı ve ısrarlarım neticesinde kendisine ulaşabildim. Ve kendisine nüfus kâğıdımı uzattım. Önce bir şaşırdı, sen kimsin dedi. Bende Cevat Aysoy’un oğlu olduğumu söyledim. Osmancık’ta ki mi dedi. Haberleri odluğunu söyledi ve beni eşiyle birlikte ağırladılar. Çok ilgilendiler benimle 2 gün 2 akşam misafir ettiler beni. Abim bizim birde Haynünisa adından bir ablamız var. O İstanbul’da oturuyor” dedi.

Abime “Yıllarca araştırdım babamın hiçbir fotoğrafını bulamadım. Onun için geldim sana, Babamın bir fotoğrafı varsa, nasıl biriymiş merak ediyorum, fotoğrafını göreyim” dedim . Abim çok üzgün olduğunu babamın fotoğrafının olmadığını söyledi. “Ama ablamda olduğunu biliyorum. Yanlış hatırlamıyorsam ablamda olacak. Yarın halledelim” dedi.

Ancak ertesi gün geldiğinde “Kardeşim Özcan, çok üzgünüm, onlar seninle tanışmak istemiyorlar,  görmekte istemiyorlar, görüşmekte istemiyorlar ”dediğinde “O zaman babamın fotoğrafını göndersinler” dedim. Ama “onu da göndermiyorlar” diye cevap verdi.

Eşi Nejla ve abla bildiği kuzeni Ayhan hanım

”Bir ayağım çukurda babamın fotoğrafını görmeyi çok istiyorum ” 

Hayatı boyunca aradığı fotoğrafı yıllar sonra varlığından haberdar olduğu ablasında bulunduğunu öğrenen Özcan Aysoy aldığı cevap karşısında yıkılsa da içindeki özlemi gideremedi.

Kendisini 80 yaşında babasını tanımayan adam olarak tarif eden Özcan Aysoy; “Ablamın adresini bilemediğim için ve de beni tanımak istemiyor olduğunu bildiğim için araştırsam telefonunu bulsam arasam kendimi tanıtsam, hadi git ben seni tanımıyorum endişesi var bende. Ya söylerse endişesiyle arayamadım, soramadım.

O beni kardeşi olarak görmeye bilir haklıdır da. Ama ben ona benim büyüğüm olduğu için, gönülden, candan sevgilerimi, saygılarımı, hürmetlerimi iletiyorum ve kendisinden istirham ediyorum.   Beni bir kardeş olarak kabul etmiyorsa da herhangi bir insan olarak kabul etsin. Var ise çok rica ediyorum babamın fotoğrafını bana gönderme lütfunda bulunursa Allah bana daha ne kadar ömür verir bilemiyorum ama yaşadığım sürece sadece duacı olacağımı bildiriyorum.”

Özcan Aysoy ve annesi

 

1962 Özcan Aysoy ve eşi Nejla hanım
Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın