ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Bir yol hikayesi...

OKUDUKLARIMDAN…

Çocuğun elinde iki elma vardır.

Annesi çocuktan birini ister.

Çocuk önce elindeki elmanın birini ısırır,

Sonra öbür elindeki elmayı ısırır.

Kadının canı sıkılır,

Gece sabahlara kadar başucunda oturduğu,

Kendi yemeyip karnını doyurduğu,

Zorluklarla büyüttüğü çocuğu,

Ona bir elmayı çok görmüştür.

Dalgın dalgın bunları düşünürken,

Çocuğu elindeki elmanın birini,

Annesine doğru uzatır,

-Al anne bu tatlıymış,

-Ekşi elmayı ben yerim, der.

Çocuk ekşi elmayı annesine yedirmek istememiştir.

Kadın oğluna sıkıca sarılır ve ağlar.

Yaşlı bir kadın yanında ağlayan kız çocuğu ile,

Otogardan otobüse binerler.

Otobüs hareket eder.

Kız çocuğu sürekli ağlamaktadır.

Yolcular söylenmeye başlarlar.

Şoför de rahatsız olur.

Geride oturmakta olan kadın ve çocuğa,

Herkes geriye döner ve ters ters bakarlar,

Sustur şu çocuğu diye tehdit ederler.

Şoför otobüsü bir tesisin önünde durdurur.

Teyze çocuğunu al, in aşağı der.

Niye ağlıyor bu çocuk deyince?

Yavrum bu benim oğlumdan torunum.

Trafik kazasında anne ve babası öldü.

Onları bugün mezara gömdük,

Torunumun kimsesi kalmadı diye bana verdiler,

Bende onu köye götürüyorum, der.

Şoför gözleri yaşlı kadını indirmeden hareket eder.

..

Gelin hanım sofrayı kurmaktadır,

Dede koltukta oturmaktadır.

Evin çocuğu ders çalışmaktadır.

Baba eve gelir, ellerini yıkar.

Herkes acıkmıştır.

Hep birlikte sofraya otururlar.

Dedeye,” sen sofraya oturma,

Sonra yiyeceksin sofraya döküyorsun,” derler.

Torun ayağa kalkar, “bende sonra yiyeceğim” der.

Anne ve babasının tüm ısrarlarına rağmen,

Sofraya oturmaz, onlarla yemek yemez.

Yemekler yenir, çocuk babasına döner,

“Baba sen yaşlanınca bende seninle,

Yemek yemeyeceğim, sende ayrı yiyeceksin,” der.

Bir daha ki yemeklerde dede sofrada yerini alır.

 

Muharrem YILDIZ

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın