ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Bir yol hikayesi...

Osmancıklı pehlivan 41 yıldır güreş tutuyor

Güreş sporunda kazandığı başarılarla Türkiye’ye büyük mutluluk yaşatan Grekoromen Güreş A Milli Takım Kamp Müdürü Osmancıklı hemşerimiz Ömer Topal ata sporumuz için 41 yıldır ter döküyor. Ulusal ve uluslararası müsabakalarda güreş tutarak şimdiye kadar 120 madalya kazanma başarısı gösteren Topal, aktif güreş hayatını da sürdürüyor.

2019 Veteranlar Güreş Dünya Şampiyonasında Grekoromen stil 78 kiloda ülkemizi temsil eden ve rakiplerini mağlup ederek Bronz madalyanın sahibi olan Ömer Topal, güreş ile geçen ömrünü www.osmancik.com.tr  ye anlattı.

Ülkemize madalyalar kazandıracak güreşçilerin kamp sorumluluğunu taşıyan hemşerimize, sorularımıza tüm samimiyetiyle verdiği cevaplar için teşekkür ediyoruz.

İlkay Sever: Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ömer Topal: 15/03/1968 tarihi Çorum- Osmancık doğumluyum. Eğitim hayatımın ilk dönemlerini Osmancık’ta geçirdim. Daha sonra Çorum’dan Amasya’ya güreş hayatıma devam edebilmek için geçtim.

* Güreşe ne zaman ve nerede başladınız?

Güreşe 1980 yılında Osmancık Güreş Eğitim Merkezinde yapılan seçmeleri birincilik derecesi ile bitirerek güreş hayatıma başlamış oldum.

“OSMANCIK’TA Kİ İLK ANTRENÖRÜM SIDDIK YAZGAN’DI”

*Osmancık’taki ilk antrenörünüz kim? Aklınızda kalan bir anınızı anlatır mısınız?

Osmancık’ta ki ilk antrenörüm Sıddık Yazgan’dı. İlk başlarda zorluk yaşamama rağmen Sıddık hocanın babacan tavırları ve destekleri sayesinde güreşi olan sevgim ve ilgim her geçen gün daha da arttı. Bu dönemde yaşadığım ilginç bir anıyı sizleler paylaşmak istiyorum.

1982 yılı başlangıcında ilk olarak köyler arası düzenlenen Karakucak Güreşlerinde mücadele ettim. Yaş ve kilo olarak rakiplerime göre çok küçüktüm bu durumu fırsata çevirmeye çalışan rakiplerim benimle eşleşmek istediler. Rakiplerimin beni hafife alması daha da çok hırslanmama sebep oldu ve benden hem yaşça hem de kiloca büyük rakiplerimin hepsini mağlup ederek şampiyon oldum. Bütün köylüler bana hayran kalmışlardı. Bu benim ilk başarım olduğu için çok mutlu olmuştum, hocamın destekleri ile güreş hayatımın ilk yıllarından itibaren başarılı olmayı başarmıştım.

*İlk defa milli takıma hangi yılda seçildiniz? Ve o dönemdeki antrenman tarzları nasıl idi?

İlk olarak milli takıma 1986 yılında gençler kategorisinde seçildim. O dönemde antrenmanlar günümüzde olduğu gibi değildi, imkanların yetersiz olması, teknolojinin gelişmemiş olması, maddi ve manevi desteğin günümüze nazaran nispeten yetersiz olması zorlayıcı faktörlerdi.  O dönemde buna rağmen elimizden geleni yaparak katıldığımız ve Polonya’da yapılan ilk uluslararası turnuvada şampiyon oldum. İlk uluslararası madalyamı bu turnuvada kazanmış ve istiklal marşımız söyletmiştim.

“TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLDUĞUM HALDE BULUNDUĞUM YAŞ KATEGORİSİNDE TAKIMA GİREMEMİŞTİM”

* Milli Takımdaki ilk antrenörünüz kim? Aklınızda kalan bir anınızı anlatır mısınız?

Milli Takımdaki ilk antrenörüm Ömer Suzan idi. O dönemler işler biraz daha samimiyetle yürürdü, ben İstanbul ve Ankara dışı bir kulüpten geldiğim için biraz daha dışlandığımı hissediyordum. Bu yüzden Türkiye Şampiyonu olduğum halde bulunduğum yaş kategorisinde takıma girememiştim ve bu duruma çok üzülmüştüm.

“OLİMPİYAT ŞAMPİYONU MEHMET AKİF EN ÖNEMLİ RAKİBİMDİ”

* Milli Takım dönemlerinde en önemli rakipleriniz kimlerdi?

Beraber güreş yaptığımız yıllarda olimpiyat şampiyonu olan Mehmet Akif pirim en önemli rakibimdi. Ayrıca dünya şampiyonu Hasan Arı ve Rafet Ünver gibi rakiplerim vardı.

* Türk güreş tarihi boyunca en beğendiğiniz güreşçiler kimler?

Salih Bora, Hamza Yerlikaya ve tabi ki de son dönemin en iyi güreşçileri Rıza Kayaalp ve Taha Akgül.

ULUSAL VE ULUSLARARASI MÜSABAKALARDA 120 MADALYA

*Bugüne kadar elde ettiğiniz başarıları sıralar mısınız?

Yıldızlar ve Gençlerde Türkiye Şampiyonlukları, büyüklerde Türkiye üçüncülüğü, Avrupa ve dünyada düzenlenen bazı turnuvalarda şampiyonluklar elde ettim. Toplamda ulusal ve uluslararası müsabakalarda 120 madalya kazanma başarısı gösterdim.

*Güreş nasıl bir spordur?

Güreş bir minder üzerinde rakiplerin birbirine üstünlük kurmak için herhangi bir araç gereç kullanmaksızın mücadele ettikleri bir spordur. Günümüzde 3’er dakikadan iki devre ve 30 saniye devre arası olmak üzere müsabakalar yapılmaktadır. Müsabakaların finale kadar olan kısımlar 1 günde yapılmakta olup, müsabaka günü sabahı müsabakalardan ortalama 2-3 saat önce sıklet tartısı yapılmaktadır. Bu tartıda güreşilecek olan kiloda veya altında bir kiloda olunması gerekmektedir. Gün içi müsabakalar bittiğinde finale kalma başarısı gösteren güreşçiler bir gün sonra sabah tekrar sıklet tartısı yapmak zorundadırlar.

* Güreş sporunun şu an geldiği durumdan memnun musunuz?

Güreş ata sporumuz olmasının yanı sıra ülkemizde sportif anlamda en başarılı olduğumuz spor branşı olarak göze çarpmaktadır. Dünyanın en önemli spor organizasyonu olarak kabul edilen Yaz Olimpiyat Oyunlarında Türkiye adına alınan toplam 39 altın madalyanın 29 unu güreş kazanmıştır. Bu da güreşin ülkemiz spor branşları arasında en başarılı olduğunu göstermektedir.

* Güreşçinin verim çağı hangi yaş gruplarında önem taşır?

20-30 yaşları arasında güreşçiler en olgun ve en başarılı oldukları dönemleri geçirmektedirler. 30 yaşından sonra biraz daha vücut fonksiyonlarının geriye doğru gitmeye başlamasından ötürü başarı düşebilmektedir.

“GÜREŞÇİ OLMASAYDIM FUTBOLCU OLMAK İSTERDİM”

*Eğer Güreşçi olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?

Eğer güreşçi olamasaydım köyde yaşadığım için muhtemelen babamın izinden giderek çiftçilik yapabilirdim. Güreşçi olmasaydım futbolcu olmak isterdim.

* Şuan Ömer Topal nerede yaşar, ne yapar, ne işle meşgul olur?

Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesinden emekli ve İstanbul’da yaşamakta olup aynı zaman Grekoromen Güreş A Milli Takım Kamp Müdürü olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda aktif güreş hayatıma da devam ediyorum. En son Veteranlar Dünya Güreş Şampiyonasında 2019 yılında dünya 3’lüğü elde ettim.

“ASLA MÜCADELE ETMEKTEN VAZGEÇMEYİN”

*Bu sporu yapmak isteyenlere önerileriniz neler?

Bu sporu yapmak isteyenlere en önemli önerim, sürekli çalışmak ve mücadeleden her ne olursa olsun vazgeçmemeleridir. Bu spordaki en önemli faktörler doğru zamanda doğru egzersiz planlarına uyulması, yeterli ve dengeli beslenme ayrıca yeterli dinlenmenin sağlanmasıdır.

Sporun doğası gereği bireysel başarının önemli olduğu da bir gerçek, bireysel rekabete girmekten kaçmamak ve buna psikolojik olarak hazırlanmak çok önemli, bazen şartlar olgunlaşmayabilir ve bulunduğunuz koşullarda en iyi odluğunuzu düşünseniz bile hocalarınız eksik olduğunuzu düşünerek sizi takıma almayabilirler. Böyle durumlarda vazgeçmeden eksik yönlerinizi geliştirmeye çalışın ve asla mücadele etmekten vazgeçmeyin. Unutmayın ki başarıya giden yolda bazı zorluklar her zaman karşınıza çıkacaktır.

Aynı zamanda sporun en önemli unsurlarından olan ahlaki değerlerimizi yitirmeden ve rakibe saygıyı kaybetmeden çalışmaya özen gösterin. Atatürk’ün de dediği gibi sporcunun zeki, çalışkan ve ahlaklı olanı maddi ve manevi başarıyı yakalayacaktır.

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın