ŞEHİR YAŞAM PORTALI
Bir yol hikayesi...

Su harcar gibi para harcayanlara…

Arap Çataroğlu
acataroglu1919@hotmail.com

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, Son balık öldüğünde,
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olmadığını anlayacak. Kızılderili atasözü

Dikkat ederseniz, nehirlerin, su kaynaklarının çok olduğu yerlerde mutlaka bir yerleşim alanı kurulmuştur. Hiçbir canlı su tüketmeden yaşayamaz. Doğal ortamlarında yaşayan canlılar su kaynaklarına yakın yerlerde beslenir. Ot oburlar, hatta et oburlar ölümü göze alıp su kaynağına ulaşır. Su içerken pusuda bekleyen avcının avı olabilir!
Su kenarlarına yerleşenlerin kurduğu köyler zaman içerisinde şehirlere dönüştü. Nüfus artışı, ara sıra yaşanan kuraklıklar nedeniyle yeni çözüm yolları arandı. Hititlerde olduğu gibi barajlar kuruldu. Kuyular açıldı. Su sarnıçları yapıldı. Su kemerleriyle uzak yerlerden su getirildi.

Tarih sayfalarında yer alan belgelere göre çevresinde zenginliğin merkezi olan kaleler, kan dökülmeden ele geçirilmiştir. Kalenin su kaynakları işgalci güçler tarafından kapatılmıştır. Susuzluk nedeniyle şehirler düşmana teslim olmuştur.

Orta Asya’dan göçlerin asıl nedeni ise yaşanan kuraklıktı.

Uzmanlar çok yakında su savaşlarının gündemde olduğunu dile getiriyor. Yanlış şehirleşme, sanayileşme, tarımda vahşi sulama yüzünden küresel ısınma sorunuyla karşılaştık. Kızılderili atasözü kulağımıza küpe olmalı. Bir politikacının deyimiyle bunlar daha iyi günlerimiz.

Doğup büyüdüğüm köyümüz üç kez yer değiştirmiş. Nedenleri arasında tarım ve hayvancılık yapabilmek, içilebilecek suya yakın olma isteği vardır.

Köyümüzde Sırçalı adıyla anılan bir çeşmemiz vardı. Kadınlar tekercen toplamaya gittikleri yerde çalıların arasında sır gibi saklanan suyu görürler. Suyun tadı, önceden içtikleri sulardan daha kalitelidir. Önce kuyu kazılır. İnegazili hayırsever çorap üreticilerinin yardımıyla çeşme yapılır. Kuyu açıldığı günden, günümüze kadar gece- gündüz sıra bekleyerek evlere su taşınırdı.
Köyden ayrılıp uzak şehirlere, yurtdışına yerleşen köylülerimizin damağında hala Sırçalının tadı vardır.

Su getirmeye gittiğimde çevresinden yaban arıları eksik olmazdı. Aylardır o çeşmeden su akmıyor!

Paramızın yetersiz olduğunda bakkal amcanın veresiye defterindeki hesap çalışmaya başlardı. Çekler, sentler, iç borçlar, dış borçlar, banka kredileri, banka kartları, başvurduğumuz kaynaklar.
Susuz kaldığımızda hangi çözüm yollarını bulacağız? O zaman paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacağız!

Cevap Bırakın