SİZ HİÇ ÖLÜYE SARILDINIZ MI?
1510 okunma

SİZ HİÇ ÖLÜYE SARILDINIZ MI?

Babam, çok asık suratlı biriydi. Sevmeyi bilir ama gösteremezdi. Sevmekten utanırdı benim babam. Çocukluğumda bile beni bir kere öpmemiştir. Kucağına almış mıdır hatırlamıyorum.

ABONE OL
14 Haziran 2026 11:33
SİZ HİÇ ÖLÜYE SARILDINIZ MI?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Babam, çok asık suratlı biriydi. Sevmeyi bilir ama gösteremezdi. Sevmekten utanırdı benim babam. Çocukluğumda bile beni bir kere öpmemiştir. Kucağına almış mıdır hatırlamıyorum.

Çok fakir olduğunu, ortadan sonra Kuleli’yi kazanınca anladım.

Okula verilecek güvence senedine kefil için 2 tane memur veya esnaf bulamamıştı. Onun, bu düzeyde hiç arkadaşı yoktu ve olamazdı da. Kendi sınıfındaki arkadaşlarını da kefil kabul etmiyordu Kuleli Askeri Lisesi.

Öğretmenlerimden birine konuyu, utana sıkıla anlattığımda yardımcı olarak halletmişti.

Her çocukta olduğu gibi benim de kahramanım babamdı ama ben de ona sevgimi gösteremezdim. Dedimya asık suratlı idi. Çekinirdim, korkardım ama parası olsa, hepsini benim için kullanacağını hissederdim. Gene de babama sarılmaya, onu öpmeye çekinirdim.

Yıllar yılları kovaladı,maceralarım tuğla kalınlığında kitap yazacak kadar oldu. Ben 43, dünya 2000 yaşına bastı…

Kurban bayramı arefesi günüydü. Şehre yakın bir mesire yerinde telefonum çaldı(O zamanlar,cep telefonu yeni çıkmış ama bizim orda çalışmıyor henüz. Onun yerine, İstanbul Tahtakaleden japon malı bir telsiz telefon almışım. Muayenehanemin çatısına antenini dikmişimki,sen san onu bayrak direği, ben deyimki çamlıca kulesi. Menzili 5 km.şehrin her yerinden çekiyor.).

Akşam üstüydü.Tanımadığım soğuk bir ses: “hocam, babanı hastaneye getirdiler durumu ciddi” der demez hastane aciline ben mi gittim, o mu bana geldi bilinmez. Karşımdaki doktor ” çok uğraştık ama döndüremedik” der demez ” nerede?” diye sordum. Bir personel beni morg gibi kullanılan odaya sokunca gerçek, bir kurşun gibi iki kaşımın ortasına saplandı. Yanımdaki personeli dışarı çıkarıp kapıyı kapattım ve gözyaşlarımla ses tellerim yarışırcasına ağlıyorlardı.
Biraz sonra,dışardaki, bana bişey oldu sanarak içeri girdi. Onu kovarcasına tekrar çıkardım.

Sarıldım babama, yanaklarını alnını çenesini heryerini öptüm. Doymadım. Yanına yattım sarıldım. Onun ellerini de kendime sardım. Meğer ne kadar güzelmiş babaya sarılıp öpmek.

Birşeyi farkettim; babamın yüzü çok sevimliydi.Asık suratı kaybolmuş, sempatik, yumuşak bir baba olmuştu.

Daha sonraları şu yorumu yaptım kendime. Öldükten sonra kaslar gevşediği için yüz kasları da gerginliğini kaybediyor ve sevecen oluyorlar.

Demem o ki: ben,babama benzerim. Asık suratlı ve sevgisini gösteremeyen domuzun biriyim(!). Bunu ,çocuklarıma da anlattım. “Bana sarılmak, öpmek için siz de ölümümü beklemeyin”.
* Bu akşam gene duygularım konuğumdu. Yazdım.
Sabırla okuyanları,öpüyor, kucaklıyorum.
Dr. Mustafa İNAL

Babama…
“Babalar günü” diye
bişey varmış. Ben, çok geç ögrendim. Sen hiç duymadın babam.
Bugün, işte o günmüş.
Ben seni hiç
kutlamadım. Sana söz… gelince en kralından kutlayacağım. Orada yoksa, yasak olsa bile ateşi göze alıp ellerinden, gözlerinden, hiç öpemedigim yüzünden öpecek, sarılacağım.
Söylenecek çok sözüm var babam.
Gelince anlatırım.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.