Çorum’un Osmancık ilçesinde yaşayan 42 yaşındaki Safiye Yılmaz’ın, 4 yıl önce bağındaki ürünleri değerlendirmek amacıyla başladığı üretim, bugün tescilli bir markaya dönüştü. Kendi yetiştirdiği Osmancık karası üzümünden annesinin öğrettiği yöntemle ak pekmez yapan Yılmaz, kızları ve gelininin desteğiyle erişte, tarhana, kuşburnu ve salça gibi yöresel ürünler hazırlıyor.
Yaklaşık 4 yıl önce 3,5 dönümlük arazi alan Yılmaz, bunun 1,5 dönümündeki bağı değerlendirmeye başladı. Bahçesinde yetiştirdiği domates ve patlıcanları kurutarak başlayan üretim, üzüm ve asma yapraklarının da değerlendirilmesiyle çeşitlendi.
Ürünlerini sosyal medyada paylaşmasıyla çevresinden siparişler almaya başlayan Yılmaz, talebin artması üzerine üretimini genişletti.

“Bunları komşuya vermekle bitmiyor”
Üretime nasıl başladığını anlatan Yılmaz, sürecin kendi yetiştirdiği ürünleri değerlendirme düşüncesiyle ortaya çıktığını söyledi.
“Bundan 4 yıl önce bu bağı almakla başladım. Bahçemde ektiğim domatesleri, patlıcanları kurutmakla başladım. Sonra bu bağın yapraklarını, üzümlerini nasıl değerlendiririm diye düşündüm. Bunları kolu komşuya vermekle bitmiyor. Sosyal medya hesabımdan üzümü, yaprağı paylaştım. Arkadaşlar, ‘Safiye bana gönder, 1 kilo gönder, 2 kilo gönder’ demeye başladı.”

Anneden kızına geçen pekmez geleneği
Yılmaz’ın üretim serüveninde ak pekmez ayrı bir yere sahip. Osmancık karası üzümünden yaptığı pekmezin tarifini annesinden öğrendiğini belirten Yılmaz, bu geleneğin nasıl yeniden hayat bulduğunu şöyle anlattı:
“Bir akşam annem geldi. ‘Kızım senin bu bağın üzümlerini ne yapıyorsun? Osmancık karası üzümlerimiz bildiğiniz üzere, gel sana ak pekmezi öğreteyim’ dedi. Biz o akşam annemle oturduk, pekmezi yapmaya başladık.”
İlk başta hobi olarak hazırladığı pekmeze talebin giderek arttığını belirten Yılmaz, “Önce 1 kova, sonra 2 kova, 3 kova derken köy pazarından bayağı bir satışa başladık. İnsanlar da bayağı bir sevdiler” dedi.

Aile emeği üretimi çeşitlendirdi
Üretimini zamanla genişleten Yılmaz, tavuklarından elde ettiği yumurtaları değerlendirmek için erişte yapmaya başladı. İki kızı ve gelininin desteğiyle tarhana, kuşburnu ve farklı çeşitlerde erişte üretimine yöneldi.
Ispanaklı ve havuçlu eriştenin yanı sıra salça, tarhana, kuşburnu ve ak pekmez, ürünleri arasında yer alıyor.
Ürünlerine yönelik ilginin artmasıyla kızlarıyla birlikte köy pazarında satışa başlayan Yılmaz, Çorum’da düzenlenen gastronomi programlarına da katıldı. Pazar ve etkinliklerde tüketicilerle buluşan ürünlere gelen talep, Yılmaz’ın üretimini markalaştırma kararında etkili oldu.

Yılmaz, bu süreci şöyle anlattı:
“Sonradan dedim ki biz neden pazara çıkmıyoruz, köy pazarına? Köy pazarına çıktık kızlarımla birlikte. Orada ürettiğim ürünleri satmaya başladık.”
“Safiye’nin Yöresel Ürünleri” tescillendi
Mutfaktaki maharetini ve yılların getirdiği tecrübeyi ticari değere dönüştüren Yılmaz, aile emeğini “Safiye’nin Yöresel Ürünleri” adı altında kurumsal bir markaya taşıdı.
Tescillenen marka, Osmancık’ın yöresel lezzetlerini geleneksel üretim yöntemleriyle tüketicilere ulaştırıyor. Kendi tavuklarından elde ettiği köy yumurtalarını eriştede kullanan Yılmaz, üretimin her aşamasında ailesinden destek alıyor.
Markalaşma sürecinde kendilerine destek veren Şener Demir’e teşekkür eden Yılmaz, Osmancıklılara da ürünlerine gösterdikleri ilgi ve destek için teşekkür etti.
Dört yıl önce bir bağın ürünlerini değerlendirmek için başlayan hikâye, bugün tescilli bir markaya uzandı. Safiye Yılmaz’ın üretim serüveni, geleneksel mutfak kültürünün aile emeğiyle ekonomik değere dönüştürülmesine dikkat çeken yerel bir başarı hikâyesi olarak öne çıkıyor.


