Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ümit Yıldız
Ümit Yıldız

“Türk’ün Kutlu Töresi, Çağdaş Barbarlar; İran’da Masumiyetin Üzerine Düşen Bombalar”

Bir okul bahçesi; çocuk kahkahalarının, tebeşir kokusunun ve geleceğe dair kurulan en saf hayallerin mekânıdır. Ancak modern savaşın acımasızlığı, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in hava saldırıları sonucu İran’ın güneyinde, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir ilkokulu doğrudan vurarak masum kız çocuklarının hayallerini yıkıntıların altında bırakmıştır. Birkaç saniyelik bir yıkım, sıralarda neşeyle defterini açan minik ellerin hayallerini yok etmiş; geride kanlı okul çantaları ve yarım kalmış resim defterleri bırakmıştır.

Bu kanlı tablo, “askeri operasyon” ya da “yan hasar” denilerek geçiştirilemez. ABD ve İsrail güçlerinin füze bombardımanı altında can veren bu masum bedenler, insanlığın ortak vicdanının ve uluslararası hukukun bir kez daha katledildiğinin kanıtıdır.

“ABD-İsrail Saldırıları ve Modern Dünyanın Ahlaki Çöküşü”

Savaşların dahi bir hukuku, namusu ve sınırı olmak zorundadır. Ancak günümüzün küresel aktörleri; yüksek teknolojilerini, hassas güdümlü füzelerini ve askeri üstünlüklerini insanlığın önüne koyarak masumları hedef almaktan çekinmiyor.

ABD ve İsrail saldırılarıyla ilkokul çağındaki çocukların bedenlerini bombayla parçalamak, modern dünyanın barbarlıktan ne kadar az uzaklaştığını gösterir. Stratejik hedefler veya istihbarat söylemlerinin arkasına sığınarak bir okulu hedef almak, askeri bir güç gösterisi değil; tam aksine açık bir korkaklık ve ahlaki çöküşün tescilidir. Bugün bu füzelerin yıktığı şey sadece Minab’daki bir okul binası değil; tüm insanlığın geleceğe olan inancıdır.

Türk Töresi ve Atatürk’ün Duruşu: Savaşın Namusu ve Alp Adabı:

Tarih boyunca Doğu’dan Batı’ya kadar uzanan coğrafyalarda devletler kurmuş Türk milleti, savaş meydanlarında sadece kılıç gücüyle değil, “Savaş Ahlakı” (Alp Adabı) ile hükmetmiştir. Türk töresi, savaşmayı bir vahşet ya da katliam aracı değil; adaleti (Nizam-ı Âlem) sağlama ve masumu koruma vasıtası olarak görür.

1. Masuma Kılıç Çekilmez (Kutlu Töre)

Türk töresinin en temel kuralı, silahsıza ve masuma asla el kaldırılmamasıdır. Bilge Kağan’dan Fatih Sultan Mehmet’e, oradan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar Türk devlet aklının ana omurgasını şu ilkeler oluşturur:

Çocuğa, kadına, yaşlıya ve silahsız halka kılıç çekilmez.

Mabetlere, okullara ve yaşam alanlarına zarar verilmez.

Aman dileyene, sivil insanlara ve çaresizlere dokunulmaz.

2. “Beşeriyet Hayatını Tehdit Etmedikçe Harp Bir Cinayettir”

Türk töresinin modern dünyadaki en ulu temsilcisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaşın ne olduğunu en iyi bilen büyük bir komutan olmasına rağmen zaferleriyle değil, barış ilkeleriyle insanlığa ders vermiştir. O’nun “Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim. Harp zaruri ve hayati olmalı. Hakiki kanaatim şudur: Milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘Öldüreceğiz’ diyenlere karşı, ‘ölmeyeceğiz’ diye harbe girebiliriz. Lâkin hayat-ı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir!” sözü, Türk anlayışının savaşa bakışını özetler. Haklı bir nedene dayanmayan, masumları vuran her savaş doğrudan bir cinayettir.

3. “Düşmana Bile İnsanlıkla Bakabilen Alp Adabı”

Kurtuluş Savaşı’nın o çetin muharebeleri sonrasında meydanı gezerken yerde cansız yatan düşman askerlerini gören Atatürk’ün;

“Ah zavallı çocuklar, sizlere kim dedi buralara gelesiniz…”
diyerek üzüntüsünü dile getirmesi, Türk’ün alp adabının ve merhametinin en somut tecellisidir. Düşmanının askerine dahi bu insani olgunlukla bakabilen bir medeniyetin karşısında; kilometrelerce öteden düğmeye basıp ilkokul çağındaki masum kız çocuklarını katleden günümüz zihniyeti, ahlaki bir sefalet içindedir.

4. “Güçlü Olmak Haklı Olmak Demek Değildir”

Türk devlet anlayışında gökyüzünden tonlarca ağırlıkta bombalar yağdırarak, teknolojik ezicilikle masum çocukları katletmek zafer sayılmaz. Töreye göre; “Alp olan zayıfa el kaldırmaz; çocuk kanı üzerine kurulan hiçbir iddia veya güç uzun ömürlü olamaz.” Masum bir kız çocuğunun çantasını kana bulayan ABD ve İsrail saldırıları, sahip olunan silah gücü ne olursa olsun, Türk töresinin gözünde korkaklık ve haysiyetsizliktir.

Son Sözüm: Çocuğa Kıyan Dünya Yenilmeye Mahkûmdur.

ABD ve İsrail saldırıları sonucu İran Minab’da hayatını kaybeden o küçük kız çocukları, insanlığın utanç sayfalarına kazınan birer masumiyet abidesidir. Defterlerine çizdikleri rengârenk dünyalar ve yarıda kalan duaları, bugün masum kanı dökenlerin ve buna göz yumanların yüzüne vurulan en büyük tokat olmalıdır.

Çocukların gülemediği, okullarında güvenle oturamadığı, üzerlerine bombaların yağdığı bir dünyada kazanılan hiçbir zafer gerçek değildir. Türk töresinin asırlar öncesinden haykırdığı ve Atatürk’ün tüm dünyaya miras bıraktığı gibi: Adaleti ve masumu korumayan hiçbir güç, tarihin yargısından ve insanlığın vicdanından kaçamayacaktır.

Zalimler füzeleriyle günü kazanabilir; fakat masum çocukların ahı, onları tarihin karanlığına gömmeye yeter. İnsan toprağa düşer bir kez ölür; fakat çocukların hedef alındığı gün, insanlığın vicdanı bir daha dirilmemek üzere ölür.

“Yurtta barış, dünyada barış!” ilkesinin tüm küresel siyasete rehber olduğu; çocukların bombalarla değil, masallarla büyüdüğü ve savaşların sadece tarih kitaplarında kaldığı adil bir dünya olması dileğimle…

En derin saygı ve sevgilerimle!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER